İSMET AKSOY:GÜLÜMSEYEN ANILARINA    1941 ---- 1979

 Seni neden bukadar sevdik bilmiyorum.Galiba sende bizi ve herkesi cok seviyordun.Baktığın her göze pozitif elektirik saçıyordun.Bukadar erkenmi ihanet edecektin seni sevenlere.Bizden yaşca büyüktün ama,bize gösterdiğin saygı öyle büyüktüki.hep utanırdım senin yanında.Seni uzun uzun anlatmak isterdim lakim kalemim senin değerini anlatacak kadar yetenekli değil ne yazıkki.seni bütün kalbimle selamlıyor hatıran önünde saygıyla eğiliyorum.

 

 

EFENDİ KIRBIYIK:HALA AYNI ŞIKLIKTAMISIN ?

 İşte orada duralım.yakışıklımı yakışıklı.Onu fazla tanıyamadınız,gurbetin yolunu ölümü gibi erken tuttu.bize kendisini hep sevdirdi bizde onu sevdik.tertemiz yüzüyle aramızdaymış gibi geliyor insana.hep mesafeliydi candan ve içten gülümserdi.saygıda kusur ettiğini ne duyduk ne gördük.gurbetteki son el sallayışın seni sevenlere uzun bir özlem yolu açtı.Biz senden razıydık umarım sende bizden....Bulundığun yerde hoşca kal sevgili çocuk.HAYDİ BİR DAHA GÜLÜMSE

 

 

MAKBULE YILDIZ:O BİR HANIM EFENDİYDİ

 Bostanlık köyünün zarif,kibar yüregiyle gülümseyen 40 yıllık şehirli görünümünde tam bir hanım efendiydi.Yıllarca yolunu gözlediğin Aslan'ının dönüşünde nasıl mutlu olduğunu gördüm.bu defa sen yalnız bırakıp gittin.ama o seni fazla bekletmedi. ikinci baharınız olsun.izin verde ellerinden öpeyim

 

 

CELAL: SESSİZ AYRILIKSIN SEN 1948 ----1964

Gümüş bibinin büyük oğluydu.nail amcanın nazlı celali.şimdi itiraf ediyorum yakışıklılığını hep kıskandım.Ama seni severek hala merak ediyorum gercekten benden yakışıklımıydın bilemem ama.Cok ince ve düşünceliydin.Oincelik seni kendin gibi ince hastalığa yakalattı.Belizende seninle kavga etmiştik.İkimizde yaman dövüşüyorduk.aralayıcımızda yoktu.tam alnımın ortasında senin tırnak izini yıllarca taşıdım.ne olur bir daha kavga edlim.seni cok özledim.kalbimdesin canım arkadaşım.

 

 

 

YAHYA SERBEST:DAĞLARIN ISLIĞI

İnsanın cilesi doğunca başlar derler.orasını bilemeyiz ama,Yahyanın cilesi ölünceye kadar sürdü.yeri gelir coğumuzdan akıllıydı.kızdığı zamanda akıllı denmezdi.elinden eksik etmediği sopasıyla,herkese sıcak herkese dosttu.işte görüyorsun yahya ağbi seni unutmadık.allahın rahmeti üzerine olsun.Dağlardaki sesin bizim kulaklarımızda türkü tadında kalmaya devam edecek

 

                         

MUSTAFA BAYRAM( KEPRİNLİ KARA MUSTAFA) SEN BİZİM VE HEPİMİZİN SESİSİN

 Siz dostluk dersinizde.Dostluğun ırmaklarında ıslanmazsınız.sevgiyle bakarsınızda sevemezsiniz.Büyüklenirsiniz ama büyük olmayı beceremezsiniz.Vel hasıl kaleminizin boyası biterde mustafa bayramın engin kişiliğini anlatırken yarı yolda kalırsınız.sen bizim yüreğimizde eskimeyen KÖPRÜ  olarak,geçmişten geleceğe saygı ve sevgi köprümüz olarak kalbimizde yaşayacaksın.Unutmadık unutmayacağız.

 

 

 

 ŞÜKRÜ TEZCAN--BİR İLAÇ YAZARMISIN ?  1951-----1975

 Canım bebeğim.seni elimle değil titreyen dudaklarımla yazıyorum.Zamantı arada bir celallenir,birini alır götürür ta uzaklara.Tıp öğrencisiydi 22 yaşında,Raci amcanın ve Saniye bibinin biricik oğullarıydı .25 temmuz 1975 günü gördüğümüz kabusu hala yaşıyoruz .Bir başka üzdün dr. Şükrü.Adeta yüreğimiz yırtıldı.Zamantı seni alıp götürürken sende bizden çok şey götürdün.Zalim Zamantıya bir ilaç yazmadan aramızdan ayrıldın.Giderken el sallamışın arkadaşlarına.İletmek boynumun borcu.(arkadaşlarında sana el sallıyor görebiliyormusun) kalbimin yarısını sende bıraktım bebeğim.Senin hatıranla yaşıyorum.senden bir ricam var,uzun süren acılar için bir recete yazıp gönderirmisin.

 

 

SAHİN KIRBIYIK--FİKRİMİN İNCE GÜLÜ 1925------1992

 Düşünmek insan oğlunun en yüce erdemidir.Anlamaya calışmak metodik bir eylemdir,sormak doğruyu bulmanın  temel prensibidir.dinlemek ise bilgenin şifresidir.Galiba şahin kırbıyığı anlatıyorum.hesap kitap adamıydın.Onun içinde ölçmeyi,biçmeyi,tartmayı iş edindin.mütevazi bakkal dükkanının raflarını bilğiylede süsledin.Aşa ekmeğe doydun ama öğrenmeye doymadın.aldığından fazlasını verdin meraklısına.Sana gönül postam ile yeni bilgiler gönderiyorum.sevgili Şahin amcam benim çarıklı kurmayım.Ne kadar sevildiğini biliyormusun.Sevgili dostum......

 

 

 

RÜŞDÜ ERDEM--YER YÜZÜNDEN BİR MELEK GEÇTİ  1920...198

Siz melekleri neye benzetirsiniz bilemem ama,ben o meleklerden birini çıplak gözle gördüm.yalansız,dolansız,yüreğine kirin ve pasın giremediği birini tanıdım.Sevgili Rüştü amca herkes sözünü,işini,sırrını ve namusunu sana emenet ederken hiç kimseyi yanıltmadın.Elindeki bir lokma ekmeği büyük bir vijdan yüceliğiyle kurtla,kuşla paylaşacak kadar cömerttin.Sana sarılmak,doya doya kucaklamak duygusu yakıyor benligimi.Öpülesi ellerinden bir dudaklık yer ayırırsan cok sevinirim...

 

 

 

                         

MEVLUT TEKTAŞ:Cennetteki bostanlıklı---1885---1953

 Hatıp’ların Mevlut diye biliriz.Herkesi sevebilecek kadar zengin gönlünün güzelliğini,yüzündeki aydınlık nur haritasından izlerdik.Unutmamamızı istediğinden olacak,biz çocukları dedelerimizin ismiyle çağırırdın.Sevmeyi ve sevilmeyi,farkında olmadan öğrene bilmişsek Mevlut dedenin şefkatli ve babacan izlerini,barış ve sevgi yolunda izlemeye devam edenlerdeniz demektir.Çadıryerinde bostan beklerken ki şirin ve sevimli hayalinle,unutmadıklarımız arasında hep yaşıyorsun.Sana çocuk kalbimden selamlar gönderiyorum.  

 

                         

GÜLPEMBE:Temizlik-Tertip-Zarafet

 Aşına,işine,titizliğine herkesi hayran bırakırdı.Misafiri gelen biri olursa ilk koşulan ondan başkası olmazdı.Baklavayı, böreği mantıyı önce ona danışırlardı.Gülücüklerini eksik etmediği yüzünün bir tarafında otoriteyi hazır tutardı.Birşeyi kolay beğenmeyen İmirze emmiyi muma çevirirdi.O hiç yaşlanmadan,neş’esinden güler yüzünden hiçbirşey kaybetmeden,ansızın başını alıp gitti.Barış Manço GÜLPEMBE şarkısını sanamı yazdı dersin.çok yakışıyor biliyormusun?Yanağımda bıraktığın öpücüklerin çocuk yüzümde bıraktığı PEMBE  sıcaklığı hatıran olarak saklıyorum.Yerin Cennetin Pembe sarayı olsun.

 

 

MAHMUT SERBEST. Allahuvalem

Çıraklar kabilesinin büyüğü,Bostanlığın Mamut ağası idi.Bütün Çıraklar gibi acı biberi severdi.Ama acı sözü asla.7 yıl Amerikada kaldı (1917)Aydınlanma sürecinin Bostanlıktaki ilk’lerindendi.İlk Gazeteyi onun elinde gördük.yeni yazıyı ilk okuyanda Mahmut amcaydı.Kesin yargılı değildi.onun içindirki (allahuvalem) diyerek konuşurdu.Haddimiz olmayarak,ağırbaşlılığına,aydın kişiliğine,nezaketliliğine ve yapıcılığına tam not veriyoruz.Sağol Mahmut amca iyiki seni tanıdık. Toprağına Rahmet yağsın.

 

 

 

  HÜSNÜ BAŞTEKİN:  Baş dik göğüs ileride

 Hep yalnızları oynardı.Hepimiz gibi arada bir Sefilleri de başarıyla oynardı.Ama ezilmezdi,başını dik tutmasını bilirdi.Gurbet adamıydı.Sahiplenirdi gurbet arkadaşlarını.Dünya iyisi ŞÜKRAN bibiyi kaybedince,ne bu acıya nede buhayata eyvallah etmeyerek,ayagında çıkan basit bir yarayı bahane edip çekip gitti.Dur bile diyemedik.Dedim ya,O bir BAŞ-TEKİN’di. Rahmet seninle olsun.

 

 

VESİLE SERBEST: Son Osmanlı

Hani (Osmanlı kadını )diye bir deyim vardır.Yöneten,taşı gediğine koyan,şamarı iz bırakan,(erkek gibi) tarifine denk gelen kadınlara denir.Hatır sorarken içten,nasihat ederken ikna ediciydi.Güven veren kişiliğiyle,aklı ve mantığı hizaya getiren üniformasız POLİS’ti Her şeyle ve herkesle başa çıkmasını bilirdi.Tek zayıf tarafı oğlu Kadirin numaralarını bir türlü çözemeyişidir.(Hacı emmi’yin un’u yoksa nam'ı var)sözünün Müellifi de Vesile bibidir.Toprağın bol olsun.Merak etme;buralarda ASAYİŞ BERKEMAL. 

 

 

 MEVLÜT  SAMUR : İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

         Bir Cumartesi saat 11. Zaman, Abidin ve Durna Samurların evinde en acı tonlarını işledigi gergefini örmeye başlıyor. Doğuştan kalbinin delik oldugu sonradan öğrenilmiş olsada, zaman aldığını geri vermeyecek kadar katı kuralını işletiyor. Masum ve çocuk yüzüyle mevlut, evin ortasında yatıyor. Kendisini görmeye gelen okul arkadaşlarına bakmıyor bile. Durna bibi " Mevlut kalk arkadaşların geldi " diye seslense de, o kimsenin göremediği veda işaretini yaparak sessizliği dahada ağırlaştırıyordu. Bizim Adem özkan'ın 2'ci can arkadaşı, cebinde parası hiç eksik olmadığı için birazda kıskandığı Mevlüt'e, sessiz dünyasında mutluluklar diliyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

O ADAM,ADAM GİBİ ADAM - CUMA DÖRTKULAK.

Amacım bu siteye yazı yazmak değil.ama anlatılması gereken . mutlaka ve mutlaka birsey var. Birisi var. O insanları hep güldürdü ama kendis hic gülmezdi.O cok iyi bir komsuydu,ama o karsılığını cok az gördü.O okuma delisiydi.Cocuklarının hep okumasını istedi,aydın insanı severdi.ama o ünüversite bitiren çocuklar goremedi.O,hep calıstı,ilk emekli alandı.Ama buna ömrü vefa etmedi.O hep garipti,ama garipleri kırmadı, üzmedi; garipti, ama kendini hic ezdirmedi (bes adımda sen beri gel sözüne sahit olanlardan biriyim) o insaları gercekten severdi.cünki; insanlığın ölmeyeceğini bilen biriydi.hic hak yemedi, ohep helali sevdi.yokluğu gordü ama hic kimsenin malında gözü olmadı.o hep ileriyi gördü.geleceğe baktı.belki miras bırakmadı, ama kimsenin bırakamayacağı miras bıraktı.O şimdi Ramazan'ı, Aydın'ı , Ufuğu,Selçuğu,Murat'ı, ünüverste bitirmiş 8-10 torununu keske görebilseydi, cebindeki sigara parasını ,ekmek parasını,kitaba veren cocuğunu görseydi.

Benimde üzerimde hakkı olan,cocukluğumun abidesi.Ama değeride anlatmakla telafi edilemeyecek olan sevgili komsumuz,muhterem insan,Allahın rahmetini üzerinden eksiltmemesine dua ettiğimiz.rametli cuma emmi seni yanlış tarif edenlere şimdi nekadar gülüyorsun? ...      İSMAİL KIRBIYIK

 

  

MEDİNE BAŞTEKİN.: (Kuru Medine-şehit kızı)

Onu gördüğünüzde kendi kendine bir şeyler söylerken yakalardınız.ne dediği pek anlaşıl masada konuşurdu.zayıf yapılı olduğu için “kuru”lakabı ile anılırdı.Bulgur pilavı uzmanıydı.EM.Kor general Sedat Tulga 1960 ihtilalinde Kayseri Valisi iken,sulama kanalının temel atma töreninde Köyümüze davet edildi.Dadaş Rifat aşçıbaşıydı ama pilav Medine bibinin usta elleriyle sunuldu.Hüsnü Baştekin’in annesi Medine bibiyi bukadarcıkta olsa yad ettiğimiz için kendimizi mutlu sayıyoruz.

 

 

Rıza MUCUK: Hanedan

Ağırbaşlı,saygın ve barışçı kişiliği hep ön plandaydı.Sofrasında misafiri eksik olmazdı.Yüzündeki tebessümde öyle.Kavgasız Dövüşsüz bu günlere geldiysek Rıza emmi gibilere borçluyuz.Benden bir HANEDAN’ı uzun uzun anlatmamı istemeyin.Bize bıraktığı iyi mirasın,Rıza amcaya rahmet olarak dönmesi dileğiyle.

 

 

İRFAN KIRBIYIK :Aristokrat

İçinin görkemli aydınlığı dışına vuran,Temizlik ve şıklığı, yaşam tarzı olarak vazgeçilmezler listesinede en başa yazılmış,Asilzade sınıfının son temsilcisiydi dersem kimse alınmasın.Kızdığı şeyleri herkesin yanında yüksek sesle dile getirir,baş başa kaldığınızda asla çekiştirmezdi.Bu inceliğine defalarca şahit olanlardanım.Verdiği’nin reklamını yapmaya tenezzül edenlerden değildi.Küçük düşürmenin cüce ruhlara ait olduğunu bilenlerdendi.Bu değerleri ,yanında götürmeyip çocuklarına miras olarak bıraktığını bilmek bizlere de pay bıraktığı anlamı taşır.Ünlü kahkahaların kulaklarımızda yaşarken,Aziz ruhuna Rahmet diliyoruz  

 

 

TAHSİN POLAT – Kıdemli Muhtar

Uzun yıllar Bostanlık köyünün muhtarlığını yaptı. Bu süre zarfında ağırbaşlı ve hesaplı kişiliği ile hem Bostanlık’ın hem de civar köylerin saygınlığını kazandı. Öylesine hesaplıydı ki kimse onun hangi partiye oy verdiğini bile bilemezdi. Her duruma ve kişiye karşı mesafeli durmasını bilirdi. Bugünkü okulumuzun yapımında, sulama kanalının hayata geçirilmesinde büyük emekleri ve hizmetleri olmuştur.

Muhtarlığa yakıştığın gibi, cennete de yakın olman dileğiyle, Rahmet üzerinde olsun…

 

 

 

BEKİR AVŞAR ..AĞIR SIKLET

Davullar Yumruk Havası çalıyor. İri ve kemikli vücuduyla yumruk havası çalan davulların olduğu her yerde bulunurdu. Bostanlıkta kahkahası en uzaklardan duyulabilen kişiydi. Bulunduğu yerde sohbetin tadına doyum olmazdı. Yüksek insanlığı, alçak gönüllülüğü bizleri besleyen değerlerindendi. Bir dönem muhtarlığımızı yapan Koca Bekir amcamızı hizmetleriyle anarken, yedi köyün yumruklarıyla yıkamadığı bu değerli insana yürekten selamlar gönderiyoruz. Sen hiç yıkılmadın…

 

                          

DURAN DEİREZEN –İmamın güler yüzlüsü

 Köyün imamlşığıı Arif Hoca ile birlikte nöbetleşe yaparlardı. İmamların kendilerini ağırdan satmalarına karşılık Duran Hoca’mız neşeli espirili kişiliğiyle dikkatimizi çekti. Son derece zeki, önsezileri yüksek biri olarak tanıdığımız hocamızın ellerinden öper rahmet dileriz.

 

 

 

 (HACI) AHMET ATILGAN – İri yarı ama kibar

 İri yarı cüssesiyle köyümüzün en sempatik ve nazik gençlerindendi. Sürekli şakalaşır, muziplik yapar ama asla kavga etmezdi. O herkesin Hacı Ahmet’iydi Mersin Astsubay Hazırlama Okulunu kazanarak ilk subayımız oldu. Erken vefatı onu aramızdan ayırsa da gönüllerimizden ayıramadı. Sevgili dostum sen de bizleri  unutmamışsındır. Senin kurduğun futbol takımının Toklardan on bir gol yediğini unutma. (sene 1961)

 

                            

FATMA AYDEMİR (KELGİNLİ) – Kadın Tarihçi

 Gerçekten tarih kitapları kadar zengindi Bostanlık’ın tarihi ve geçmişiyle ilgili bilgisi.  Bostanlık’ta Hamit, Mehmet ve Sait Aydemir gibi değerli kişilerin annesiydi. Yaptığı tekerelemeler ve nasihatlerinin tutarlılığı herkesi etkilerdi. O bir başka Osmanlı’sıydı Bostanlık’ın. Sen de unutmadıklarımızdansın.

 

 

MUSTAFA-GAZİ  SERBEST :   Hüzün ve COŞKU

 Eğer yalnızlıkla hesaplaşa bilseydi,onu daha fazla tanıma şansınız olurdu.Yalnızken iç dünyasının sessizliğine bürünürdü..Dostlarıyla olduğunda ise coşkusuna ve keyfine yetişilmezdi.Duygusal ve merhametliydi.Baba mesleği dişçiliğin son temsilcisi olduğu gibi avcılarında son piriydi.Keklik tutkusu et’i için değil sesi için yaptığı avlardandı.En büyük tutkusu  ise eşi Kadef teyzemdi.Vicdanına, başkalarının hakkına,hukukuna  ve saygılı hayatına karşlık,yaratanında cenneti ödül olarak vermesi dileğiyle el sallıyoruz.Kekliklerde çekip gitmişler yokluğunda.

 

 

EMİR YILDIZ :YILDIZLARDA KAYAR :

Yapıcı,basiretli,olgun ve sıcak kanlı bir İnsan olarak,Muhterem kimliğini hak etmiş değerli büyüklerimizin başında gelir.Yüksek hoşgörü ve aklıselimin simgesi olarak saygınlık kazandı.

Büyüklerdense biz küçükleri daha çok sever,sevgisini eksik etmezdi.10 Erkek evladı olduğu halde kimseye zulüm etmedi,ettirmedi.Büyük yüreğinde kin ve nefret gibi küçük şeyler taşımadığı için,alkışlarla selamlıyoruz.Hayır seninle olsun.

 

 

                          

DİLBER ERDEM: DAHA KÜÇÜKTÜ  Yaşı 14 ‘tü

 Çocukluk arkadaşım,ablam,bazen de kavgalım.O kadar uzun zaman oldu ki,çok azımız hatırlar seni.Rüştü Erdemin yeğeni Recep Erdemin kız kardeşiydi.Zararlı çıkacagını bile bile beni kızdırırdı.Ölümü yüregimin derinliklerinde depreşir durur.Seni incittigim zamanlar için af dilemiyeceğim.sen beni öyle severdin.Sana hoşçakal bile demiyorum.Çünkü sen buradasın canım ablacığım.Yüreğimde güzellik adına ne varsa sana gönderiyorum.üşüme tamamı.?

 

 

HACI SERBEST :BU TERAZİ DOĞRU TARTAR:

 Bir dönem Köyümüzün Muhtarlığını yaptı.Eli gibi aklıda çalışırdı.Kendisisini ön plana çıkarmayı sevmezdi ama Bostanlık” Hacı emmi”sine gözünde ve gönlünde hak ettiği tahtı vermiştir.Vesile bibinin “Hacım” diyerek ayrı bir değer kattığı bu değerli insana,Bostanlığa kattıklarından ve iyi komşuluğundan dolayı minnet ve şükranlarımızı gönderiyoruz.

 

 

 

İSMAİL HAKKI AKSOY- BİR BAŞKA ÇOCUK

 Keprin’deki Bostanlıklı Uzun Mehmet’in sonuncu oğlu ve ailesinin sevgilisi İsmail Hakkı. Arkadaşlığından çok zevk aldığımız İsmail’imizi bir kaza sonucu kaybettik. O bizi unuttu mu bilmem ama biz onu ve içimizde kalan sıcaklığını hiç unutmadık. Seni bir daha hatırlasınlar istedim. Kayseri’deki güzel günlerimizin anısına sana binlerce selam gönderiyorum. Unutmadık…

 

 

NECATİ KIRBIYIK...NAMAZ ZAMANI

 Bostanlık’ın ilkler bölümüne en çalışkan olarak Hacı Seyfullah yazılmış. Necati emmimiz de olabilir di. Boş durmayı hiç sevmezdi. Şemsisiyle çok mutluydu. Bizim gözümüzde hep değerli saygıya layık, kendi halinde bir insan olan Necati emmi’yi iyiliğinin ve çalışkanlığının bedeli olarak her zaman yakın olduğu Allah’a emanet ediyoruz. Sen hala Yunus’u merak ediyorsundur biliyoruz; iyidir iyi.

 

 

 

LÜTFÜ AKSOY – KİMMİŞ DELİ

 Bazı insanlar doğuştan başına buyruk yaratılırlar. Lütfü Aksoy’un bu hercailiği adının deliye çıkmasına sebep oldu. Bazen asıl deliler akıllılara deli der. Lütfü biz “akıllılar” gibi kendisini hayatın içine hapsetmedi, kendine kurallar koymadı. Eğer sabır aklın harcı ise, Lütfü son derece sabırlı aynı zamanda mert birisi olarak aramızda yaşadı. Kendisine seni unutmadık olur mu diyor, seni anlamakta zorluk çeken bizleri bağışlamanı diliyoruz.

 

 

HAYRULLAH  POLAT  :Tarife Uygun

 Tanrı önce efendiliğin tanımını yapmış,sonrada Hayrullah  Polat’ı örnek olarak yaratmış.Şaka yapmadan duramazdı.Uslu uslu yanınıza gelir, çaktırmadan kolunuzu çimdikleyerek işe başlardı. Köyün ortasında tam bir curcuna  başlatır. Yaklaşana basardı çimdiği.Kısa yaşadı ama insanlığına yakıştırdı bu kısa ömrü.O uğursuz kazaya LANET ETMEK yerine,Hayrullah ağabeye Rahmet dilemekten başka çaremiz yok.Seni ÇOK  ÇOK PEK ÇOK sevmiştik.